Home Özel Dosyalar En Kötü Yeme içme Tecrübelerimiz

En Kötü Yeme içme Tecrübelerimiz

3

Herkesin kötü yeme içme hikayeleri muhakkak ki vardır, kimisi gazetelere bile konu oluyor. Hizmet sektörü zor bir sektör, hepimiz mesleğimizde, özel hayatımızda hatalar yapıyoruz, önemli olan bu durumlarda ve sonrasında nasıl tavır aldığımız. Politikacılarımız sağolsun, bazı yanlışların geleneksel tavır halini almasında özel bir rol üstlendiler adeta. Onların önderliğinde yaygınlaşan en büyük yanlışlardan biri “beni yanlış anladınız” kalıbı, karşı tarafın tepkisini çeken şeyler söyleyip, bir de ortaya çıkan durumu karşı tarafın anlama yeteneğine bağlayarak, karşı tarafı suçlamak. Ne anlatırsak anlatalım dinleyenin anladığı ile sınırlıyız ve bu konuda karşı tarafı suçlamanın duruma bir faydası yok. Aynı lisanı bambaşka kullandıkları için hiçbir zaman anlaşamayacak iki kişi söz konusu olsa, hiçbir zaman iletişim kuramayacak olsalar bile, benim anlatımım doğru senin anlaman yanlış tavrı çözümcü değil.

Fazla uzatmadan yaşadığımız bazı yanlışlara geçelim. Bu yazıyı zaman içerisinde yeni tecrübeler doğrultusunda güncel tutacağımızı da belirteyim, şimdilik Fransa’dan L’Amiral restoran, İzmir’den Ayvalık Balıkçısı Kerem (ya da Ayvalık Kazıkçısı Kerem) ve bir restoran değil dükkan, Peynirci Meryem Kara.

Fransız Komedisi; L’Amiral

İlki Breton yemekleri yazımızda da bahsi geçen olay. Rennes kentinde ziyarete gittiğim firmanın konuğuyduk ve firma da ilk kez birilerini buraya, L’Amiral restorana getirmiş. Genelde götürdükleri restoranda yer kalmamış, yani bu restoran için önemli de fırsat, şirketin ziyaretçi ağırlama görevini kapabilirler. Dört kişi aynı ızgara etten sipariş ettik, biri soslu et söyledi ve 2 seçenekten bernez sosu seçti. Yemeklerin geç gelmesini dert etmedik. Soslu et yanlış sos ile geldi, yanlış olduğu dile getirilince “et bu sosla pişiyor, sipariş esnasında seçtiğiniz sosu az sonra getireceğiz”  cevabı verildi, ikna olmuş gibi yaptık. Izgara etlerden ikisi geldi, diğer ikisinin de hemen geleceği söylendi. Benim ki dilediğimden birazcık daha az pişmiş olsa da geri gönderip kurumuş halde geri alma riskine değmeyecek durumdaydı. Daha iyi etler yemişliğim var (mesela Arjantin mutfağı tecrübelerimde) ama kötü değildi yemek.

En Kötü Yeme İçme, L'amiral

Yaklaşık 10 dakika sonra diğer iki et geldi, bıçaklar ete atıldı ve “bunlar orta pişmiş değil, az pişmiş” denerek geri gönderildi. Bir süre sonra tekrar geldiler ve gene aynı nedenle geri gittiler. Ben yemeğimin sonunda iken, diğerleri bitirmiş iken iki et nihayet istenilen şekilde pişmiş halde masaya vardı. Bu sırada biri kağıt peçete rica etti. Kısa süre sonra da bernez sos geldi, fakat o sosun eti zaten bitmiş durumda iken. Ben kısa izin istedim.

Servis Amatörlüğünde Bir Zirve

Ben lavaboda iken arkamdan arkadaşım söylenerek geldi, garson bernez sosu sandalyesinin sırtına düşürmüş. Pantolon gömlek falan biraz kirlenmiş ama yemeğin başında sandalyesinin arkasında olan, sonra vestiyere göndermiş olduğu ceketi için seviniyordu. Az daha tam isabet alıyormuş, neyse ki vestiyerdeydi o sırada. Yan sandalyedeki ceket de zarar görmüş bir miktar. Tabaklar bitmişken, kalkmaya hazırlanırken bir tabak içerisinde yaprak yaprak ayrılmış tuvalet kağıdı getirdiler, bizim şaşkınlığımızı görünce kağıt peçetemiz kalmamış bunları getirdik dediler. Restorandan çıkarken vestiyerdeki ceketin de bernez sostan nasibini almış olduğunu görünce ben kahkahayı bastım artık (ayıp oldu ama neyse). Kirli ceketi hatayla buna değdirmişler. Yazarken bile biz adamlara kötü bir şey yaptık da inadına mı yaptılar diye düşünüyorum ama öyle bir durum da yoktu. Firma bu rezalete ne ödeme yaptı, L’Amiral ne şekilde özür diledi (mi) bilemiyorum ama benim en kötü yeme içme tecrübelerimden biri oldu.

Ayvalık Kazıkçısı Kerem (pardon Ayvalık Balıkçısı Kerem)

Ayvalık Balıkçısı Kerem hakkındaki restoran değerlendirmeme linkten ulaşabilirsiniz, kötü bir performans sergilediler ancak en kötü yeme içme tecrübelerim arasına kendilerini sokacak kadar değil. Ayvalık balıkçısı Kerem’in Ayvalık kazıkçısı Kerem lakabını bizden alması da, o günkü yemekte, içine ot karıştırılmış bol unlu tatsız ot mücverlerinin tanesini 12 lira (yazıyla oniki) olarak satmasıyla olmuştu. Adam gibi ot mücveri yemek isterseniz Ayvalık’taki Yörük Mehmet’in Yeri doğru adres. Detaylı şekilde de paylaştığım kötü yeme içme tecrübemizin özeti; yediklerimizden ve hizmetten memnun kalmadık, hesaptan hiç memnun kalmadık, memnuniyetsizliğimizi belirttik. “Keşke hesabı ödemeden itiraz etseydiniz”,  “Neyse, bir daha ki gelişinize sizi memnun ederiz inşallah” tarzı cevapları alıp çıkmıştık. Satıcı, bizim memnuniyetsiz ayrılıyor olmamızdan üzgün değildi, ciddi kazançlı ticaretini yapmıştı, haram para kazanmak içine siniyordu.

Ayvalık kazıkçısı Kerem’i (pardon Ayvalık Balıkçısı Kerem) en kötü yeme içme tecrübelerimiz arasında anmamızın asıl nedeni bu değildi, olaydan sonra yaşananlardı. Masadakilerden biri, yenen kazığı çok meşhur kullanıcı yorumu sitelerinden birinde paylaşmış, aradan kısa bir süre geçince o gece için rezervasyonu olan (o güne kadar sürekli müşteri olan) dostumuzu aramışlar. Konuşmanın özeti; “evet biz size un ve ot karışımı köftenin tanesini porsiyon hesabından geçirmiş olabiliriz ama siz ne hakla bunu internet ortamında paylaşıyorsunuz” olmuş. Görüşmenin detaylarını bilemiyorum, olaydan ancak rezervasyonu yaptıran kişi, internette yorumunu paylaşan kişiye yazıyı kaldırttıktan sonra haberdar olduk. Ne olacağını merak ederek, tecrübemizi (beğendiklerimiz de beğenmediklerimizi de aktararak) restoran değerlendirmesi şeklinde paylaştık zomato üzerinden.

En Kötü Yeme İçme, Ayvalık Balıkçısı Kerem, Ot mücveri

Tuhaf Kullanıcı Kayıtları

Paylaşım süratle yayıldı, binlerce görüntülenme oldu, paylaşıma yorumlar geldi. Bir ara, art arda, benim eleştirilerimin haksız olduğunu belirten yorumlar gelmeye başladı. Mekanın ne kadar iyi olduğunu belirten bu yorumların ortak kelime öbekleri içerdiğini fark ettim, “geçtiğimiz gün gittiğimiz”, “İzmir için bir şans/ihtiyaç”, “teşekkürler ayvalık balıkçısı” gibi. Bu hesapların diğer paylaşımlarına bakayım dedim, hesapların kısa süre önce açılmış olduklarını ve başka yorumlarının olmadığını gördüm. Aradan neredeyse bir yıl geçti, halen yeni bir paylaşımları bulunmamakta bu hesapların, bazıları da silinmiş gitmiş.

Hayatımda bir defa gittim Ayvalık kazıkçısı Kerem’e, pardon Ayvalık balıkçışı Kerem. Yüksek beklentiyle gidip de hayal kırıklığına uğradığım mekan hakkında hemen görüşlerimi paylaşmamayı düşünüyordum. Rezervasyonu yapan kişi ile restoran sahibi arasında yaşanmış olan telefon görüşmesinin sonuçlarını görünce yazmaya karar verdim. Restoran iki kere seçim yapmıştı. İlki; restorandan çıkarken memnuniyetsizlik belirttiğimizde, bizi bir masaya buyur edip, tatlı yiyelim tatlı konuşalım diyerek bir tatlı ikram edebilir, ödediğimiz hesabı incelemeye alabilirdi ancak “bir daha ki gelişinize sizi memnun ederiz inşallah” diyerek bizi uğurlamayı tercih etti. İkinci seçimi internette tanıdığımızın yorumu çıkınca telefon edip konuştuklarıydı. Uygun olduğunuz bir akşam, o akşam gelen tüm ekibi misafir etmek, yaptığımız yanlış konusunda kendimizi affettirmek istiyoruz diyebilir, konuk ettiği gece de internet yorumlarını önemsediğini, olumluya çevrilmesini sağlamak istediğini belirtebilirdi. Tercihini biz sizi kazıklamış olabiliriz ama siz bunu ne hakla paylaşıyorsunuz tavrı ile ortaya koymaktan yana kullandı. Bizim zomato paylaşımımız konusunda da çok benzer şekilde hatalı yolu seçmiş görünüyor. Ahlaklı davranış şekli bu değil.

En Kötü Yeme İçme, Ayvalık Balıkçısı Kerem, Meze dolabı

Peynirci Meryem Kara

Yıllarca peynir alışverişimizi yaptığımız dükkana gittiğimde, eşimin sevdiği peynirden derdim, ürünü alır giderdim. O gün ailemin karavanını aldık kamp yerine gideceğiz, akşam mangal yanında yemek için meze alalım istedik, yapmaya vaktimiz olmayacaktı. Karavanla gidip Peynirci Meryem Kara önünde durduk, eşim gidip biraz meze aldı, karavanın hali hazırda çalışmakta olan buzdolabına koyduk. Kamp yerine vardık, yerleşme yayılma işleri zaman alıyor. Akşam oldu, mangalımızla, mezelerimizle sahile indik. Akşam sefası yapacağız, rakıları koyduk, mezeleri açtık, mezeler küflenmiş. Eşim diyor ki, sabah uğradığımız için ne olur ne olmaz diye özellikle tazeliklerini sordum, taze cevabını aldım. Yapacak bir şey yok, kamp yerinde alternatif de yok, ızgara et, salata ve ekmeğe talim ettik çilingir sofrası için heves etmiş, para harcamışken.

Bu haliyle en kötü yeme içme tecrübelerimiz arasına girmeyi hak etmiyor elbette. Devamlı müşterisi olduğumuz dükkana eşim uğradı döndükten sonra, durumu aktarmış, bir gecemize mal oldu sizin ürünleriniz demiş, nasıl telafi edeceksiniz diye sormuş. Şirket yetkilisinin akıllara zarar tepkisi çıkmış ortaya, “iyi de mezeleri biz üretmiyoruz ki, al sat yapıyoruz, peynirle ilgili bir derdiniz oldu mu?”. Yani başka deyişle diyor ki; “ben satıcı olarak sattığım her ürünün arkasında durmam”. Diyaloğun detaylarını bilemiyorum ama eşim eve bir daha Peynirci Meryem Kara’dan alışveriş yapmayacağız beyanıyla girdi. Konuşmanın sonunda açıkça belirtmiş, “şu anda bir müşteri kaybediyorsunuz” demiş, umurlarında olmamış. O kadar umurlarında olmamış ki, sattıkları bozuk malların parasını bile iade etme gereği duymamışlar, haram para kazanmak içlerine sinmiş.

Nasıl Memnuniyet Sağlanır

Özel zeka falan gerekmiyor, geri zekalı ya da ahlaksız olma yeter; karşındaki müşteri kaybediyorsunuz dediğinde en azından tezgah önünde duran çikolatalardan bir tane uzat, tatlı yiyelim tatlı konuşalım de. Aklına o an zararı telafi edecek bir çözüm gelmiyorsa da “bize bir gün izin verin, rica edelim yarın uğrayın, biz size bunu telafi etmenin yolunu düşünelim” de, en azından zaman kadar, bir çikolataya mal olur. Ya böyle basit bir fikir akıllarına gelemedi, ya da geldi ama uygulamak işlerine gelmedi, bizim en kötü yeme içme tecrübelerimiz arasında yer aldılar.

Biz esnafın zeki ve ahlaklısını seviyoruz, umuyoruz ki bu yazıya yeni hikayeler eklemek durumunda kalmayız.

Comment(3)

LEAVE YOUR COMMENT

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir